Güvendesin İş Sağlığı ve Güvenliği Dergisi
Tamer İŞLEK
İSG Müdürü
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Güvendesin İş Sağlığı ve Güvenliği Dergisi: Öncelikle, Sintek İnşaat Endüstriyel Tesisler A.Ş. olarak ağır sanayi kapsamında, yüksek riskli faaliyetler içeren bir alanda çalışıyorsunuz. Bu sektörlerde iş sağlığı ve güvenliği neden hayati bir öneme sahiptir?
Tamer İŞLEK: Sintek İnşaat Endüstriyel Tesisler A.Ş. olarak faaliyet gösterdiğimiz ağır sanayi ve endüstriyel tesis projeleri; yüksekten çalışma, ağır kaldırma operasyonları, büyük ekipman montajları, kapalı alan faaliyetleri ve sıcak işler gibi doğası gereği yüksek risk barındıran süreçleri içermektedir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği bizim için yalnızca yasal bir yükümlülük değil, işimizin ayrılmaz ve stratejik bir parçasıdır.
Ağır sanayi projelerinde oluşabilecek bir risk; sadece ilgili çalışanı değil, tüm sahayı, alt yüklenicileri, üretim süreçlerini ve hatta çevreyi etkileyebilecek zincirleme sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle riskleri oluşmadan öngörmek, analiz etmek ve ortadan kaldırmak temel yaklaşımımızdır.
Bizim bakış açımıza göre iş sağlığı ve güvenliği;
- Önleyici risk yönetimi,
- Sürekli eğitim,
- Güçlü saha denetimi,
- Çalışan katılımı esaslarına dayanır.
İSG kültürü gelişmiş projelerde disiplin, planlama ve operasyonel verimlilik de aynı oranda yükselmektedir. Güvenli çalışma ortamı, kaliteli ve sürdürülebilir üretimin temel şartıdır.
Sintek olarak hedefimiz; “sıfır kaza” yaklaşımını bir slogan olmaktan çıkarıp, günlük iş yapış biçimimizin doğal bir parçası haline getirmektir. Çünkü inanıyoruz ki; sağlıklı ve güvenli geçen her iş günü, gerçek başarının en somut göstergesidir.
GİSGD: Saha çalışmalarında göreve yeni başlayan çalışanlarda gözlemlediğiniz en önemli İSG eksiklikleri nelerdir? Bu eksikliklerin temelinde sizce eğitim süreci ne kadar etkilidir?
Tİ: Sahaya yeni katılan çalışanlarda en sık karşılaştığımız İSG eksiklikleri genellikle üç başlık altında toplanmaktadır:
- Risk farkındalığı eksikliği
Yeni başlayan çalışanlar çoğu zaman tehlikeyi görsel olarak algılasa da riskin sonuç boyutunu yeterince içselleştiremeyebilmektedir. Özellikle yüksekte çalışma, kapalı alan ve ağır ekipman operasyonlarında “alışkanlıkla hareket etme” eğilimi görülebilmektedir.
- Prosedür disiplinine adaptasyon süreci
Endüstriyel tesis projelerinde iş izin sistemleri, EKED (LoToTo) uygulamaları, yük kaldırma planları gibi sistematik prosedürler kritik öneme sahiptir. Yeni çalışanların bu sistemlere tam uyum sağlaması belirli bir adaptasyon süreci gerektirmektedir.
- Kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanımında bilinç eksikliği
KKD’nin bir zorunluluk değil, kişisel bir koruma bariyeri olduğu bilinci zaman zaman yeterince güçlü olmayabilmektedir.
Bu noktada eğitim sürecinin etkisi son derece belirleyicidir. Ancak burada önemli olan sadece oryantasyon eğitimi vermek değil;
- Eğitimi uygulama ile desteklemek,
- Saha içi mentorluk sistemini işletmek,
- Davranış odaklı güvenlik kültürünü yerleştirmek,
- Sürekli geri bildirim mekanizması kurmaktır.
Tecrübelerimiz göstermektedir ki, tek seferlik eğitimler yeterli değildir. Güvenlik kültürü; tekrar, gözlem, örnek liderlik ve disiplinli saha denetimi ile oluşmaktadır.
Bizim yaklaşımımızda yeni başlayan her çalışan için İSG; “bilgilendirme süreci” değil, bir kültür entegrasyonu süreci olarak ele alınmaktadır. Çünkü ağır sanayide bilgi eksikliği telafi edilebilir; ancak güvenlik bilinci eksikliği ciddi sonuçlar doğurabilir.
GİSGD: Mesleki eğitim sürecinde (meslek liseleri, teknik liseler, üniversiteler) temel İSG kültürünü kazanmış bireylerle, bu kültürü iş hayatında sonradan öğrenen çalışanlar arasında nasıl farklar gözlemliyorsunuz?
Tİ: Çalışanlarımızın İSG kültürünü ne zaman ve nasıl edindiklerinin sahadaki davranışlara doğrudan yansıdığını gözlemliyoruz.
Mesleki eğitim sürecinde temel İSG bilinci kazanmış bireylerde genellikle şu farklar öne çıkmaktadır:
- Risk algısının daha erken ve doğal gelişmiş olması
Bu kişiler için güvenlik; sonradan öğrenilmiş bir kural değil, iş yapış biçiminin doğal bir parçasıdır. Tehlikeyi fark etme ve önlem alma refleksi daha hızlıdır.
- Prosedürlere uyumda daha düşük direnç
İş izin sistemleri, ekipman kontrolleri ve kişisel koruyucu donanım kullanımı gibi uygulamalar, “zorunluluk” değil “standart” olarak kabul edilir.
- Güvenli davranışın içselleştirilmiş olması
Denetim varken değil, her zaman aynı güvenli davranışı sergileme eğilimi daha yüksektir.
Buna karşılık İSG kültürünü iş hayatında sonradan öğrenen çalışanlarda ise başlangıçta alışkanlık değişimi daha zor olabilmektedir. Özellikle uzun yıllar farklı çalışma disiplinleri içinde yer almış kişilerde davranış dönüşümü zaman alabilmektedir. Ancak doğru eğitim, saha koçluğu ve güçlü bir güvenlik kültürü ile bu fark zamanla kapanabilmektedir.
Burada kritik nokta şudur:
İSG kültürü yalnızca teknik bilgi değildir; bir davranış ve değer sistemidir. Eğitim sürecinde erken yaşta kazandırılan güvenlik bilinci, sahadaki adaptasyon süresini kısaltmakta ve riskli davranış oranını belirgin şekilde azaltmaktadır.
Sonuç olarak, mesleki eğitim aşamasında temeli almış bir İSG kültürü; ağır sanayi gibi yüksek riskli sektörlerde hem bireysel hem kurumsal performansa önemli katkı sağlamaktadır. Ancak güçlü liderlik, sürekli eğitim ve örnek uygulamalar sayesinde iş hayatında da bu kültür başarıyla inşa edilebilmektedir.
GİSGD: “Güvenlik kültürü okulda başlar” yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Temel eğitim sürecinde kazandırılan güvenlik bilinci, sahadaki iş kazalarını azaltmada ne kadar etkili olabilir?
Tİ: “Güvenlik kültürü okulda başlar” yaklaşımını son derece doğru buluyoruz. Güvenlik kültürü yalnızca iş yerinde öğrenilen kurallar bütünü değil, erken yaşta kazanılan bir davranış refleksidir.
Temel eğitim sürecinde risk farkındalığı ve sorumluluk bilinci kazanan bireyler, sahaya daha hazır başlar; güvenli davranışı zorunluluk olarak değil doğal bir iş yapış biçimi olarak benimser. Bu da özellikle ağır sanayi gibi yüksek riskli sektörlerde davranış kaynaklı kazaların azalmasına önemli katkı sağlar.
Kısacası, iş yerindeki eğitim güvenliği güçlendirir; ancak sağlam bir güvenlik kültürünün temeli okulda atılır.
GİSGD: Özellikle çimento, enerji, maden ve kimya sektörleri gibi ağır sanayi projelerinde güvenlik kültürünün yerleşik olması iş verimliliğini ve kaliteyi nasıl etkiliyor?
Tİ: Güvenlik kültürünün yalnızca kazaları önlemekle kalmadığını; doğrudan verimlilik ve kaliteyi de arttırdığını gözlemliyoruz. Yerleşik bir güvenlik kültürü olan sahalarda:
- Planlama disiplini yükselir. İşe başlamadan önce risk analizi yapıldığı için süreçler daha kontrollü ilerler.
- İş duruşları ve kayıplar azalır. Kaza, hasar ve ekipman arızaları minimuma iner.
- Çalışan motivasyonu artar. Kendini güvende hisseden ekip daha odaklı ve üretken çalışır.
- Hata oranı düşer. Güvenli çalışma, aynı zamanda dikkatli ve prosedürlere uygun çalışma demektir; bu da kaliteyi doğrudan etkiler.
- Özellikle çimento, enerji, maden ve kimya gibi yüksek riskli sektörlerde güvenlik kültürü güçlü olan projelerde operasyonel süreklilik daha sağlamdır.
Sonuç olarak güvenlik; maliyet artıran bir unsur değil, sürdürülebilir verimlilik ve yüksek kaliteyi destekleyen stratejik bir yatırımdır.
GİSGD: Eğitim kurumları ile sanayi kuruluşları arasında iş birliği yapılması (seminerler, saha gezileri, uygulamalı eğitimler vb.) güvenlik kültürünün yaygınlaştırılmasına nasıl katkı sağlayabilir?
Tİ: Eğitim–Sanayi iş birliğinin güvenlik kültürünün kalıcı şekilde yerleşmesinde kritik rol oynadığına inanıyoruz.
Seminerler, saha gezileri ve uygulamalı eğitimler sayesinde öğrenciler teorik bilgiyi gerçek endüstriyel ortamda görme fırsatı bulur. Bu temas; riskleri somutlaştırır, güvenli davranışın neden hayati olduğunu erken yaşta fark ettirir.
Ayrıca sektörün beklentileri ile eğitim müfredatı arasında köprü kurulmasını sağlar. Böylece iş hayatına adım atan bireyler güvenlik kültürüne daha hazır, bilinçli ve uyumlu olur.
Sonuç olarak bu iş birliği; hem insan kaynağının niteliğini arttırır hem de sanayide güvenlik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlar.
GİSGD: Sektör tecrübenize dayanarak, Milli Eğitim kurumlarına ve öğretmenlere güvenlik kültürünün erken yaşta kazandırılması konusunda ne tavsiye edersiniz?
Tİ: Sahadaki deneyimlerimize dayanarak güvenlik kültürünün küçük yaşlarda bir ders konusu değil, bir davranış modeli olarak kazandırılması gerektiğini düşünüyoruz.
Milli Eğitim kurumlarına ve öğretmenlere önerilerimiz:
- Güvenliği teoriden çıkarıp günlük hayatla ilişkilendirmek (evde, trafikte, okulda risk farkındalığı).
- Uygulamalı ve görsel eğitim yöntemleri kullanmak; sadece anlatmak değil, deneyimlenmesini sağlamak.
- Sorumluluk bilinci kazandırmak; güvenli davranışın sadece kişisel değil toplumsal bir değer olduğunu vurgulamak.
- Sanayi ile iş birliği yapmak; saha gezileri ve sektör buluşmalarıyla gerçek örnekler sunmak.
- Erken yaşta kazanılan bilinç, ileride alışkanlık değişimi gerektirmez. Bu da sanayi sektöründe daha bilinçli, daha disiplinli ve daha güvenli bir iş gücü anlamına gelir.
GİSGD: Uluslararası projelerde de aktif olarak görev almaktasınız. Bu kapsamda edindiğiniz deneyimler doğrultusunda, faaliyet gösterdiğiniz ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına ilişkin gözlemlediğiniz ve ülkemizle karşılaştırıldığında farklılık gösteren yaklaşımlar nelerdir? Bu farklı uygulamalara dair değerlendirmelerinizi paylaşabilir misiniz?
Tİ: Dünyanın birçok lokasyonunda devam eden ve sonuçlandırdığımız projelerimizde en belirgin farkın uygulama disiplini ve kültürel içselleştirme düzeyi olduğunu gözlemliyoruz.
İş güvenliği kültürünün gelişmiş olduğu ülkelerinde İSG:
- Daha önleyici ve sistematik bir yaklaşımla yönetiliyor,
- Denetimler daha sık ve yapılandırılmış,
- Çalışan katılımı daha aktif,
- Güvenli davranış daha kurumsal refleks haline gelmiş durumda.
Türkiye’de mevzuat altyapısı güçlü olmakla birlikte, uygulama derinliği proje ve saha bazında değişkenlik gösterebiliyor.
Genel değerlendirmemiz; Avrupa’da İSG’nin daha erken aşamada planlamaya entegre edildiği ve kültür boyutunun daha yerleşik olduğudur. Ancak ülkemizde de son yıllarda bu alanda ciddi bir gelişim ve bilinç artışı gözlemlenmektedir.
GİSGD: Son olarak, gençlere ve eğitim camiasına vermek istediğiniz “güvenli çalışma bilinci” ile ilgili mesajınız nedir?
Tİ: İş hayatına atıldığınızda başarı; yalnızca teknik bilgi ve beceriyle değil, riskleri doğru yönetme bilinciyle sürdürülebilir olur. Güvenli davranışı erken yaşta alışkanlık haline getiren bireyler hem kendi hayatlarını hem de birlikte çalıştıkları ekiplerin hayatını korur.
Eğitim camiasına ise çağrımız; güvenliği bir ders başlığı olarak değil, bir değer olarak ele almalarıdır. Çünkü güvenlik kültürü okulda başlar, sahada güçlenir ve hayat boyu devam eder.
Unutulmamalıdır ki en büyük başarı, sağlıklı ve güvenli tamamlanan her iş günüdür.
“Güvenlik kültürü, okulda başlar!”